Türkiye'deki Karbon Emisyonu
Ticaretinin Beklentileri

09/11/2015
Türkiye'deki Karbon Emisyonu <br>Ticaretinin Beklentileri

Türkiye, 2004’deki Birleşmiş Milletler Konvansiyonu İklim Değişikliği’ne taraf olmuş ve 2009’daki Kyoto Protokolü’nü onaylamıştır. 2008 ve 2012 arasındaki periyodda protokol’ün ilk taahhüdü süresince  kantitatif karbon emisyonu azaltım taahhüdünün olmayışından ötürü; Türkiye’nin protokol tarafından oluşturulan esnek mekanizmalara katılmasına izin verilmemiştir. Sonuç olarak, Türk oyuncular, gönüllü karbon piyasalarına karbon kredisi satabileceklerdir. Her ne kadar, Kyoto sonrası rejim özellikleri ve Türkiye’nin buradaki önemi açık olarak uzak olmakla birlikte Türkiye emisyon azaltımı yükümlülükleri konusunda daha aktif rol alabilir ve uyum temelli emisyon ticareti piyasası üzerinde hak elde edebilir.2011’in ikinci yarısındaki Uluslar arası müzakereler 2012 sonrası rejimi şekillendirecektir.

Kyoto Protokol’ünün amacı içerisinde,”esnek mekanizmalar”, ülkelere emisyon azaltım taahhüt hedeflerini yakalama ile birlikte yardım için oluşturulmuşlardır. Uluslar arası Emisyon Ticareti Ek B deki ülkelere kendi aralarında ticaret yapmayı sağlarken (Ek I Türkiye ve Beyaz Rusya hariç olmak üzere) Ortak Uygulama Mekanizmaları Ek B ülkelerine projelere yatırım yaparak emisyon azaltımı talebini diğer Ek B ülkeleri içinde sağlar. Temiz Kalkınma Mekanizması, Ek I olmayan ülkelerdeki emisyon azaltımı projelerini, kendi azaltımlarını Ek B ülkelerine satmak için mümkün kılar.

Her ne kadar Türkiye esnek mekanizmalara katılamasa da , gönüllü karbon piyasalarında oldukça aktifdir. Ocak 2011 itibariyle, 109 proje bu piyasalarda tescil edilmiştir. Bu projelerin büyük çoğunluğu hidro ve rüzgar santralleri iken, birkaç çöp gazı, jeotermal ve bioyakıt projesi de vardır.CO2 eşdeğer birimleri 109 projeden yaklaşık 8 milyon ton olarak elde edilmesi beklenmektedir. Projelerin birçoğu Altın Standart’a sahiptir fakat birkaç projenin VER+ ve VCS standartları vardır.

Düzenleyiciler, emisyon piyasasındaki yatırımcıların katılımını desteklemek için daha büyük bir farkındalık gösteriyorlar. YEK Mekanizmasındaki yeni bir düzenlemeye göre EPDK, her bir lisans sahibinin enerji üretim miktarını her yılın Nisan ayında yayınlayacaktır.

Lisansı olmayan tesisler, bir önceki yıl boyunca ürettikleri elektrik miktarını göstermek için “üretim kaynak sertifikası” alabilirler.

Çevre ve Orman Bakanlığı, Ağustos 2010 tarihinde Karbon Emisyon Azaltımını Sağlama Projelerinin Kaydedilmesi ‘ne dair tebliğ yayınladı. Tebliğ, Altın Standart Kuruluşu gibi kuruluşlardan  karbon sertifikası elde etmek için başvurulmuş olmasını ya da sertifikaya sahip olunmasını amaçlar. Tebliğin ana çerçevesi içerisinde projeler yasal olarak tescil edilir ve çifte sayımın önüne geçilir.

Karbon emisyonu projelerinin kayıt altına alınmasının başlangıcı sadece düzenlemenin kurulmasındaki uzun süreç içerisinde ve Kyoto rejimi öncesindeki kurumsal çerçevede ilk adımdır.

İleriye dönük, gönüllü piyasalara katılım Türkiye’nin karbon piyasalarına daha büyük katılımı için değerli bir deneyim olabilecektir. İkili düzenlemelerin Kyoto sonrası rejim içinde daha büyük bir ehemmiyet kazanması durumunda Türkiye, Avrupa Birliği ve hatta ABD ile birlikte ikili anlaşmalara karar verebilir. Bu durumda, yenilenebilir enerji üreticileri karbon sertifikalarında ticaret yapmak için daha fazla Alana sahip olacaklardır.

YEK Mekanizmasının yenilenebilir enerjideki yatırımı teşvik etmek için yeterli bir teşvik olarak görülmediği zor bir finansman çevresi içinde, karbon finansı yatırımı cezbetmek için önemli bir rol oynayabilir.


Yüksek karbon emisyonu olan endüstriler büyük ihtimalle emisyon azaltım yükümlülüklerine direnç göstermekte iken yenilenebilir enerji temelli enerji santrallerinin uyum temelli piyasalara erişimin elde edilmesinden kazanacakları çok şey olacaktır. Güç santrallerinin ülke içinde karbon emisyonlarının azaltılmasında ticaret yapma olanakları da olacaktır.

Yenilenebilir enerji dahil olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren gruplar olarak, yenilenebilir enerji tesislerinin itibarı ile karbon emisyonlarını telafi etme olanağına sahip olacaklardır.